top of page

Ve Ben...

Baharın adını çok duydum,
ama bana hep başka mevsimler düştü.


İnsan alışıyor sanıyor,
oysa sadece susmayı öğreniyor.

İçimde bir yer vardı,
herkesin bilmediği bir yer;
ne kadar sustuysam
o kadar konuşan.

Karanlık uzun sürdü,
uzadıkça insan kendini
zamanla karıştırıyor;
geçen gün müydü, ben miydim?

Beklemek sandığımız şey,
aslında tutunmaktı hayata,
düşmemek için
kalbin kenarına tutunmak.

Ve tam da orada—
hiç güçlü hissetmediğim bir anda
bir şey oldu.

Büyük bir şey değil,
ama içimi yerinden oynatan;
ilk kez içten gelen
bir nefes gibi.

Sevinç öyle geldi bana,
koşarak değil,
ama gittiği her yerde
ışık bırakarak.

Ve şimdi,
içimde bir yer var
adını koymadan sevinen;
hiçbir şarta bağlanmadan
“iyi ki” diyebilen.

Sevinç


utangaç bir misafir değil artık,
kapıyı çalıp beklemiyor.
İçeri giriyor,
ayakkabılarını çıkarıp
kalıyor.

Her odayı dolaşıyor,
karanlık köşelere dokunuyor,
unuttuğum pencereleri açıyor.

Bahar


geç kalmış bir mevsim değil;
ben hazır olduğumda gelen
tam vaktinde bir mucize.

Şimdi kalbimin ortasında duruyor,
sessiz ama sarsılmaz.

Ve ben—
bunca suskunluktan,
bunca içe kapanıştan sonra
ilk kez kendime dönüp
yüksek sesle söylüyorum:

Yaşamak,


bütün yaralarına rağmen
ışığı seçmektir.

Yeşil Akçaağaç Yaprağı

15.mayıs.2025

bottom of page