
KALBİM BANA EMANET

Bir sabah, yıllardır aynı yerde duran eski saate baktı. Saat durmuş, perdeler solmuş, kırık fincan bir köşede unutulmuştu. Sandıkta bekleyen beyaz gömlek gibi, bazı hayaller de hiç yaşanmadan eskimişti.
Bir zamanlar kıymetli sandığı insanların, sözlerin ve yarım kalmış hayallerin arasında gençliğinden parçalar bırakmıştı. Mevsimi şaşmış, gönlü uzun süre çiçek açmamıştı. Ama artık ne kızgındı ne de kırgın. Geçmişi değiştiremeyeceğini biliyor, orada kalmak istemiyordu.
Aynanın karşısına geçtiğinde uzun zamandır görmediği bir şeyi fark etti: Yüzünde yeniden bir ışık vardı. Kaybettiklerini değil, hâlâ kendisinde kalanları düşündü. Ve yıllarca başkalarına emanet ettiği kalbinin aslında en çok kendisine ait olduğunu hatırladı.
O gün geçmişine son kez “Kıymetlim” dedi ve vedalaştı.
Dışarıda kış devam ediyordu belki. Ama onun içinde mevsim dönmüş, sol yanında yeni bir bahar başlamıştı.
Kalbim Bana Emanet, geçmişi inkâr etmeden geride bırakmanın ve insanın sonunda yeniden kendine dönmesinin hikâyesi.